Laiklik için...

Bugün laiklik öncelikle işçi sınıfının ihtiyacıdır ve öncelikle devrimcilerin talebidir..

Karşı devrim yıllarının en fazla tartışılan konularından biri laiklik oldu. “Kişiler laik olmaz, kurumlar laik” olur diye başlayıp “Laiklik, devletin dine karışmamasıdır” diye devam ettiler, çağdaşlığı ve özgürlüğü hedef alan dinci gerici faaliyetlerin önündeki tüm engelleri kaldırdılar. Laikliği sinsice tartışmaya açarak altını oydular.

Laikliğe saldırılar AKP’yle başlamadı. “Siz dilerseniz hilafeti bile geri getirebilirsiniz” diyen, tarikatları yer altından çıkaran Adnan Menderes, komünizmle mücadele için tarikatlara ve şeriatçılara sarılan Süleyman Demirel ve generaller, elinde Kuran’la kürsüye çıkıp mitinglerinde ayetler okuyan, her köşe başına cami dikip imam-hatip okullarını imam-hatip lisesine çevirip yaygınlaştıran Kenan Evren, ülkeyi içinden geldiği tarikat ağıyla yönetip devlet kadrolarını da tarikatlar arasında pay eden Turgut Özal… ve tüm bu pespayeliklere oy kaygısıyla sessiz kalan, yeri geldiğinde kendi programını, politikalarını ve prensiplerini sulandırmakta beis görmeyen sözüm ona sosyal demokratlar…

Laikliğin ortadan kaldırılmasında sayılanların tümünün suç ortaklığı vardır. AKP’nin farkı, laikliği aşındırıp sulandırmakla yetinmeyip fiilen ortadan kaldırmayı hedeflemesi, buna cüret etmesi.

Laikliğin hedef alınması nedensiz değil. Laikliğin olduğu yerde kul değil yurttaş olur, zorbalık değil hukuk olur, keyfilik değil kural olur. Dogmayla uyuşturulmayan emekçi sessiz kalmaz, neden diye sorar. Kendisine dayatılan sefalete şükretmez, hakkını arar. Patron karşısında boynunu büküp kaderine razı olmaz, örgütlenir.

Patronlar bunu bildikleri için laikliği sevmezler. Yaşam tarzları gereği şeriat istemeseler bile laikliğin altının oyulmasından memnun olurlar, laikliğin işçiler arasında yayılmasını istemezler. Laikliğin ortadan kalktığı yerde kural kalmayacağını, iktidar sahiplerinin sermaye istedi diye her türlü kuralı çiğneyip aklı ve bilimi hiçe sayabileceğini, sosyal haklardan pandemi dönemi karantina sürelerine, iş güvencesinden vergilere her şeyi patronların istediği gibi düzenleyip işçileri din istismarıyla susturacaklarını bilirler.

Günümüz egemenlerinin laikliği hedef alması ve düzen muhalefetinin laikliğin canına okunmasına ses çıkarmamasının gerisinde sermaye sınıfının çıkarları vardır. Bu nedenle bugün laiklik öncelikle işçi sınıfının ihtiyacıdır ve öncelikle devrimcilerin talebidir.

Laiklik bayrağı bugün devrimcilerin, devrimci cumhuriyetçilerin elindedir. Laikliği yeniden kazanmak için bize devrim gerek.

Cumhuriyet’in din alanını laikliği temel alarak düzenlemek için kurduğu Diyanet İşleri Başkanlığı kuruluş amacından sapmış, laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline gelmiştir. Laiklik önündeki en büyük engellerden biri haline gelmiş olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın tüm faaliyetleri derhal durdurulmalı ve din alanı laikliği esas alarak kurulacak, tüm inançlara eşit mesafede duracak ve inanç ve vicdani kanaati ne olursa olsun tüm yurttaşları eşit kabul edecek yeni bir kamu kurumu tarafından düzenlenmelidir.

Dinsel ideolojinin eski çağlardan kalma artıkları olan cemaat ve tarikatlar; siyasal, toplumsal, ekonomik ve kültürel hayatı dini kuralların tahakkümüne almayı hedefleyen ve bu nedenle özgürleşmenin önünde engel oluşturan yapılardır. 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Kanunu uygulanmalı, cemaat ve tarikatlar başta olmak üzere tüm karşı devrimci odaklar devletten temizlenmeli, kamu görevinde liyakat ve çağdaş değerlere bağlılık esas alınmalıdır.

Laikliğe aykırı olan zorunlu din dersleri kaldırılmalı; Kuran kursları ve imam-hatip okulları kapatılmalı; din görevlisi yetiştirme işi yalnızca bu işlevle sınırlı olarak kurulacak, sayıları ve kapasiteleri ihtiyaca göre belirlenecek, laikliğe bağlı yeni eğitim programlarıyla gerçekleştirilmelidir.