AKP’nin 2026 hedefi: Açlık ve sefalet
2026 yılı için asgari ücret 28 bin 75 lira olarak açıklandı. Yıllık %27’lik bir artışa denk gelen bu miktar, “beklenen enflasyon” ambalajıyla daha baştan budanırken hayat gerçek enflasyonla akıyor: Enflasyonun yıl sonunda %30 civarında çıkması tahmin edilirken, kira artış oranı da aralık ayında %35,91 olarak hesaplandı. Diğer taraftan, TÜRK-İŞ’in verilerine göre kasım 2025 itibarıyla dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 29 bin 828 liraya ulaşmış durumda. Yani daha maaş cebe girmeden, emekçiler açlık sınırının altına itiliyor, buna da “enflasyonla mücadele” deniyor.
Emekçilerin önümüzdeki yıla çok büyük bir gelir kaybıyla ve yoksullaşmayla girdiği açık. Üstelik bunları bölgemizde tırmanan emperyalist gündemlerden de ayrı düşünmemek gerekiyor. Nihayetinde emperyalist güçlerin, uluslararası tekellerin ve yerli patronların üzerinde anlaştıkları “çelişkisiz” yegâne konu, Türkiye’de emeğe yönelik saldırılar. Düşük asgari ücret politikası da bunun en önemli ayaklarından biri. Öte yandan, düzen muhalefeti cephesinin en azından görünüşte dahi olsa bir karşı çıkış üretememesini de not etmek gerekiyor.
Bu nedenle ücret gaspı dâhil emeğe yönelik saldırılara karşı gerçekten sonuç almak isteyenler; bu düzeni tam boy karşısına alan anti-emperyalist, yurtsever ve emekçi karakterde bir siyasal çizgiyi örgütlemek zorundadır.
Uluslararası dijital tekellerin vergisi azaltıldı
2020 yılından beri uygulanan Dijital Hizmet Vergisi (DHV) ABD Başkanı Trump’ın “ricasıyla” düşürüldü. Daha önce yüzde 7,5 olarak uygulanan vergi oranı, 2026 için yüzde 5, 2027 içinse yüzde 2,5 olacak. Bu yeni durum özellikle uluslarası tekellerin Türkiye operasyonlarının kârlılığını artırırken rekabette de onlara ciddi bir avantaj sağlayacak.
Karar, ABD Başkanı Trump’ın bir süredir uyguladığı ve gümrük vergileri tehdidi üzerinden Amerikan menşeili şirketlere alan açmaya yönelik hamlelerinin bir sonucu. Eğer DHV oranı düşürülmesi idi, Türkiye başka birçok başlıkta ek gümrük vergisi yaptırımı ile karşı karşıya kalacaktı.
Bu durum, aslında geç kapitalistleşmiş bir ülkenin neden emperyalist merkezleri yakalamasının mümkün olmadığını da gösteriyor. Kapitalizm içerisinde kalkınma ve dışa bağımlılığı sonlandırma mümkün değildir. Türkiye, ancak emperyalist merkezleri doğrudan karşıya alarak ve kamu merkezli bir üretim planı oluşturarak geri kalmışlığın üstesinden gelebilir. Uluslararası alanda eşitlik yakalamak ile ulusal ölçekte eşitliği sağlamak bir bütündür.
Ankara’da düşen Libya Uçağı
Türkiye, AKP eliyle gitgide güvensiz ve her türden saldırıya açık hale getiriliyor. Bölünmüş Libya’da Trablus hükümetinin Genelkurmay Başkanı Muhammed Ali el-Haddad ve beraberindeki askeri heyeti taşıyan uçağın Ankara’dan havalandıktan kısa süre sonra şaibeli bir kazayla yaşamlarını yitirmeleri de bu ortamda halkın güvenlik kaygılarını artıran bir gelişme oldu. Türkiye’yi ziyaret eden ve ülkemizi yönetenlerin “hamilik etme” iddiasında oldukları bir heyetin sabotaj ya da önlenebilir bir ihmale kurban gitmesi, AKP’nin Yeni Osmanlıcı hamasetinin kofluğunu gösteriyor.
Şaibeli kazanın olağan şüphelisi İsrail ile içine girdiği rekabet, AKP’nin emperyalizm ve Siyonizmle suç ortaklığını örtbas edemiyor. 2011’de Libya’nın yurtsever lideri Kaddafi’nin devrilişiyle sonuçlanan NATO bombardımanında ülkemizdeki üslerin kullanımına izin veren AKP iktidarıydı. Yine ülkemizi bölgede İsrail’in karşısındaki en önemli güçlerden Suriye’de Baas iktidarının tasfiyesi için yürütülen örtülü ve açık operasyonların merkez üslerinden biri haline getiren de AKP oldu. Türkiye’yi ziyaret eden heyetler olmadık biçimlerde ölüyor, Türkiye’nin hava sahası kaynağı belirsiz İHA’ların yolgeçen hanına dönüyor. AKP iktidarı ise Karadeniz’den Kafkasya’ya, Ortadoğu’dan Afrika’ya her yanda ABD ve İsrail’le iş tutuyor, ABD ve İsrail’in hedef aldığı ülkelere düşmanlık ederek onlar için alan temizliği yapıyor. AKP, halkımızın ve tüm insanlığın ortak düşmanı emperyalizmle iş tutarak ülkemizi açık hedef haline getiriyor. Türkiye’nin kurtuluşu, AKP’yi ve hizmetinde olduğu emperyalistleri ülkemizden kovmaktan geçiyor.

