Kardeşlik için...

Devrim Hareketi, mülk sahibi azınlığın kurduğu oyunu bozmak, yurttaşın bitirilmesine engel olmak ve tüm kökenlerden emekçilerin siyasal birliğini sağlayarak kardeşliği yeniden kazanmak için mücadele ediyor.

Eşitlik, özgürlük, kardeşlik… Fransız Devrimi’nin üç temel talebi, 1789’da ayakların ayağa kalkıp baş olarak kurdukları iktidarın sloganı…

İnsanlık kendi kaderini eline alma iradesi gösterdiği, iplerini bir avuç mülk sahibi azınlığın eline bırakmayı reddettiği ölçüde bu slogan slogandan ibaret kalmadı. Eşitlik ve özgürlüğe farklı kökenlerden emekçilerin ülkelerine yurttaşlık bağıyla bağlanmaları anlamında kardeşlik eşlik etti. Kardeşliğin hüküm sürdüğü yerde emekçiler arasındaki köken farklılıkları zenginlik olarak görüldü, farklı kökenlerden emekçiler eşit yurttaşlık içinde sömürücülere ve emperyalistlere karşı birlik oldu.

Ama ne zaman ki insanlık devrimci atılımlardan geri durup mülk sahibi azınlığın çizdiği kadere razı oldu, eşitlik ve özgürlükle birlikte kardeşlik de yitirildi. Eşit yurttaşlık ortadan kalktı, emekçiler etnik, dinsel ve mezhepsel kimliklere bölünüp birbirlerini boğazladı. Sınıf kardeşlerine düşman olan emekçiler patronların arkasına dizildi, emperyalistlerin oyunlarına alet oldu.

Karşı devrimcilerin iktidarında Türkiye’de sadece eşit yurttaşlık değil, yurttaşlığın kendisi tehlikeye girdi. “Padişahım çok yaşa” diye diye halkı tebaaya, yurttaşı kula dönüştürmeye çalışıyorlar. Amaçları yurttaşı bitirmek, kardeşliği ortadan kaldırmak, emekçileri birbirine kırdırmak.

Devrim Hareketi, mülk sahibi azınlığın kurduğu oyunu bozmak, yurttaşın bitirilmesine engel olmak ve tüm kökenlerden emekçilerin siyasal birliğini sağlayarak kardeşliği yeniden kazanmak için mücadele ediyor.

Kardeşliğin yeniden kazanılması ise yurttaşlığın savunulmasından ve eşit yurttaşlığın tesis edilmesinden geçiyor. Yani bu kez sermayenin değil emeğin iktidarında kurulacak yeni bir cumhuriyetten…

Yurttaşların kimliklerine göre ayrıştırılarak karşı karşıya getirildiği ülkemizde emekçiler etnik, dinsel ve mezhepsel kökenlerinden dolayı ayrımcılık ve baskıya maruz bırakılabiliyor. Devrim Hareketi, Kürt yurttaşlar başta olmak üzere farklı etnik, dinsel ve mezhepsel kökenlerden emekçilerin maruz bırakıldığı ayrımcılık ve baskıları reddediyor, Türkiye’nin farklı kökenlerden emekçilerin ortak yurdu olduğu bilinciyle ayrımcılığa karşı eşit yurttaşlığı savunuyor.

Türkiye’nin aydınlanma birikimiyle barışık olan Aleviler, dinci gerici saldırganlığın da muhatabı. Türkiye’de laiklik ilkesine aykırı olarak Alevilerin kimliği resmi düzeyde tanınmıyor, Alevilere Sünniliğe ait inanç esasları ve kurumsal yapılar dayatılıyor. Devrim Hareketi, Alevilere yönelik baskıcı, ayrımcı ve asimilasyoncu politikaları reddediyor, Alevilerin laiklik ve eşit yurttaşlık talebini destekliyor, Aleviliğin kültür ve inanç merkezlerinin diğer inançların ibadethaneleriyle aynı yasal statüye kavuşturulmasını savunuyor.

Emperyalist-kapitalist sistemin yarattığı yoksulluk ve savaşlar, dünyanın dört bir yanında gitgide daha fazla insanı mülteci konumuna düşürüyor. İnsanlığın sorunu öncelikle emperyalist-kapitalist sistemin yenilmesi, mülteciliği yaratan eşitsiz ve adaletsiz koşulların ortadan kaldırılması. Açlık ve sefaletle boğuşan Suriyeli mültecileri “Gitsinler” diyerek hedef gösteren milliyetçiler de “din kardeşliği” ve “ensarlık” demagojisi yapan dinci gericiler de bu gerçek sorunun üzerini örtmekten başka bir şey yapmıyor.

Devrim Hareketi, mülteci sorununun asıl kaynağına işaret ederken Suriyeli mültecilerin kendi ülkelerine dönüş koşularının sağlanması adına Suriye’nin meşru hükümetiyle doğrudan görüşmelere başlanmasını ve hem Suriye hem Türkiye için tehdit oluşturan ABD emperyalizmine ve cihatçı terör şebekelerine karşı iki ülkenin birlikte mücadelesini savunuyor. Bunun yanında Türkiye’de bulunan sığınmacı ve mültecilerin ayrımcılığa maruz bırakılmadan sosyal ve ekonomik hayata katılabilmelerinin, eğitim ve sağlık gibi temel hizmetlere erişebilmelerinin sağlanmasını talep ediyor.