Trump Çin ziyaretinde “uslu durdu”
Trump’ın Çin seyahati, ABD emperyalizmindeki gerileme ve sıkışmayı bir kez daha gözler önüne serdi. Köşeye sıkıştığı İran ve nadir toprak elementleri satışı gibi kritik başlıklarda istediğini alamayan Trump’ın payına çaresizlik ve çarpıtma düştü. Çin liderliğinin artan Amerikan saldırganlığına ilişkin “Tukidides tuzağı” uyarısı da emperyalist haydutun çapsızlığını açığa vuran anlardan biri oldu.
Çin’de ortaya çıkan tablo, ABD emperyalizminin işleyişine dair de önemli ipuçları veriyor. Trump’ın alışılageldik küstahlıklarını Çin’de tekrarlamaması, meselenin kişilik özellikleri ya da tartışmalı zihinsel kapasitesiyle ilgisi olmadığını gösterdi. Trump, küstahlığı kime yapıp kime yapamayacağını bilmektedir, kendisi bilmese de etrafındaki yönetim ve kendisini destekleyen uluslararası tekeller tarafından hizaya getirilebilmektedir. Trump’ın dengesiz kişiliği, ABD’nin emperyalist-kapitalist sitemdeki lider konumunu sürdürebilmek için ihtiyaç duyduğu pervasızlık ve kural tanımazlığın ifadesinden ibarettir. Bu denklemin tersten kurulması, meseleyi Trump’a indirgeyerek ABD emperyalizminin aklanmasına hizmet etmektedir.
Bağımsız Türkiye için gençlik ayakta
Üniversiteli ve liseli gençlik Fikir Kulüpleri Federasyonu’nun çağrısı ile Türkiye’nin bağımsızlığı için bir araya geldi. Kurtuluş Savaşı’nın başladığı tarihin yıldönümü vesilesiyle İstanbul ve Ankara’da gerçekleşen etkinliklerde ülkemizin emperyalist işgal altında olduğu bir kez daha hatırlatıldı ve 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da gerçekleşecek olan NATO zirvesine karşı mücadeleye çağrı yapıldı.
ABD tarafından NATO üyesi ülkelerin daha fazla silahlanmaya zorlanması ve emperyalizmin bölgemizde çok daha büyük savaşlara yönelik arayışı ifade edilirken, AKP’nin ve karşı-devrimin emperyalist merkezlerle olan ilişkisi özel olarak vurgulandı.
Etkinlikler, başta gençler olmak üzere tüm yurttaşlarımızın emperyalistler ve onların yerli işbirlikçilerine karşı mücadeleyi yükseltme çağrısı ile tamamlandı.
İktidarın kullan-at politikası: Yandaş Rasim Ozan tutuklandı
İktidarın medyadaki en pervasız borazanlarından Rasim Ozan Kütahyalı, yasa dışı bahis ve kara para aklama operasyonu kapsamında tutuklandı. Kütahyalı’nın adının ön plana çıkarılması ise operasyonu yönetenlerin bilinçli tercihinin ürünü gibi görünüyor. Söz konusu kişinin toplum nezdinde çok haklı nedenlerle bir nefret objesi olması, adının karıştığı operasyonla ortaya dökülen pisliği ve bu pisliği yaratan sömürü düzenini gözlerden saklamak için fırsata çevrilmek isteniyor. Aralarında banka ve ödeme sistemi şirketi yöneticilerinin, eski ve muvazzaf polislerin bulunduğu 200’e yakın kişinin gözaltına alındığı ve toplamda 100 milyar TL üzerinde hacme ulaştığı iddia edilen bir kara para aklama suçu tek başına ağzı bozuk bir operasyon elemanının üzerine yıkılarak her yanı saran pislik gözlerden kaçırılmak isteniyor. Kütahyalı anlaşıldığı kadarıyla kara parayı sistem içine sokmakta görev üstlenen “kasa”lardan biri, hizmet ettiği şebeke ise düzenin baş köşesinde.
Kütahyalı vakası, sömürü düzeninin ve karşı-devrim iktidarının üzerinde oturduğu dengelerin yozluğunu faş eden bir örnekten ibaret. Vatan-millet-din-iman hamasetiyle halkın yüzüne sallanan iktidar sopası, bir avuç haraminin soygun ve sömürüyle emekçi halkın varlıklarına çökmesinin aracı. Arkasına zorba iktidarı alarak asıp kesen, önüne geleni hapisle tehdit eden tetikçiler ise gözden düştükleri anda muhaliflerini tehdit ettikleri demir parmaklıkların arkasına yollanıyor ve o güne kadar birlikte asıp kestikleri diğer tetikçilerce satılıyorlar. Kütahyalı’nın bileklerine takılan kelepçenin pek çok yurttaşın içini soğutması anlaşılır olsa da kendisinin ve tüm suç ortaklarının Ergenekon kumpaslarından bu yana işledikleri suçların hesabı sorulmadıkça adalet yerini bulmuş olmayacak, memlekete karşı işlenen suçların sermaye düzenine içkinliği anlaşılmadıkça da karanlık son bulmayacak.

