NATO için halka kuşatma
Emperyalist savaş örgütü NATO, kirli pazarlıklar ve halk düşmanı baskılar eşliğinde ülkemizde toplanıyor. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan İstanbul’daki NATO Parlamenter Zirvesi’nde “İttifak çapında Teksas’tan Ankara’ya uzanan amasız, fakatsız bir güvenlik ve savunma ağı” çağrısı yaparak ülkemizin kaderini ABD emperyalizmine ipotek etme niyetini beyan etmiştir. Trump yönetimi, bölgemizde Rusya ve İran’a yönelik saldırganlığı Avrupa ve Batı Asya’daki işbirlikçilerine havale etmeye çalışıyor. AKP iktidarı Trump’ın dayatmalarını fırsat olarak görmekte, emperyalizmin taşeronluğunu yaparak silah piyasasından ve olası savaş ganimetlerinden pay kapmaya çalışmaktadır. Adana’ya NATO kolordusu kurulmasından F-35 ve savaş jeti motoru satışına uzanan plan ve pazarlıklar da ABD ve NATO’nun emperyalist saldırganlığının parçasıdır. Emperyalist planların tek kazananı uluslararası tekeller olacaktır. Buradan halkımızın payına düşecek tek şey ise tüm emekçi halklarla birlikte tekellerin çıkarı için ölmek ve yoksullaşmaktır.
Karşı-devrim iktidarının ülke içindeki baskıcı ve hukuk tanımaz yönetimi, emperyalist merkezlerle yürütülen kirli pazarlıklardan ayrı düşünülemez. Özellikle Ankara’da fiili sıkıyönetim halini alan abluka, güvenlik amaçlı bir düzenleme değil emperyalizmle işbirliğine yönelik tüm itirazları susturmaya yönelik bir siyasi operasyondur. Para babalarıyla birlikte yoksulluğa mahkum ettiği halktan utanan ve halkı gizlemek için NATO zirvesi katılımcılarının kullanacağı güzergahları dev panolarla kapatan AKP iktidarı, halkın çıkarlarını savunan yurtseverlerin sesini de kesmeye çalışmaktadır.
Emperyalizmin kanlı planlarına ülkemizi alet etmeye çalışan AKP, doğrudan ve tamamen kontrol edemediği tüm mecralarda bu kirli pazarlıkların tartışılmasını engelleme çabasındadır. Zirve yaklaştıkça yapılan operasyonların niteliği değişmekte, hukuksuzlukta yeni eşikler aşılmaktadır. Yurt çapında farklı sosyalist çevrelerle birlikte basın emekçilerini de hedef alan gözaltı ve tutuklamaların yanı sıra dijital mecralarda da sansür başlamıştır. FKF dahil pek çok gençlik örgütünün sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirilirken Devrim Partisi resmi sitesi de BTK kararıyla engellenmiştir. Bir siyasi partinin resmi sitesine erişim engeli getirilmesi, yasal dayanaktan tamamen yoksundur ve AKP iktidarının Amerikancılığının ürünüdür. ABD’nin sömürge valisi Tom Barrack’ın açıksözlülükle ifade ettiği gibi, AKP iktidarının meşruiyetinin kaynağı halk değil ABD’dir. AKP’nin hukuksuz ve gayrimeşru baskılarına karşı mücadele, emperyalizme karşı mücadeleyle birlikte yürütülmek zorundadır.
AKP iktidarının haftalardır sürdürdüğü NATO terörü boşunadır. NATO’yla mücadele suç değil görevdir. Ağır baskı ve kuşatma altında emekçilerin fısıldayarak konuştuğu itirazın sesi mutlaka yükselecek, emperyalistlerin ve işbirlikçi AKP iktidarının planlarına çomak sokacaktır. ABD ve NATO yenilecek, işgalciler geldikleri gibi gidecek.
Deniz Göktaş yalnız değildir
“Ölü Deniz” adlı gösterisi kısa sürede yaklaşık 10 milyon kez izlenen komedyen Deniz Göktaş, iktidar çevrelerince hedef gösterilmesinin ardından “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamalarıyla tutuklandı. Bir sanatçının sahnede yaptığı şakaların savcılık sorgusuna tek tek konu edilmesi, AKP iktidarının geldiği noktayı bütün çıplaklığıyla ortaya koymaktadır. Yurttaşları tarikatların, çetelerin ve gericiliğin karanlığına mahkum etmeye çalışan iktidar, bu karanlığı görünür kılan ve halkın öfkesine tercüman olan her sesi yargı sopasıyla susturmak istiyor.
Karşı-devrim iktidarı, dayanışmanın önünü de aynı zorbalıkla kesmeye çalışıyor. Fikir Kulüpleri Federasyonu’nun Maçka Parkı’nda düzenlemeyi planladığı “Ölü Deniz” gösterimi öncesinde park polis ablukasına alınırken, Şişli Kaymakamlığı ise ilçedeki tüm etkinlikleri yasaklayarak gençliğin dayanışma etkinliğini engelledi. Gösterinin izlenmesinin dahi “toplumsal iç barışı tehdit” sayılması, iktidarın halktan ve halkın bir araya gelmesinden duyduğu korkunun itirafıdır.
Karşı-devrim iktidarı, ancak zorbalıkla ayakta kalabileceğini gördüğü için saldırganlaşıyor. Halkı siyasal alandan tasfiye etmeye çalışan AKP, bunun için halk düşmanı iktidarına karşı tüm eleştirileri kriminalize etmeye çalışıyor. Halkın dayanışması büyüyecek, artık görmezden gelinemeyen büyük öfke karşı-devrimin sonunu getirecek olan örgütlü güçle buluşacaktır.

