Siyasi davalar emperyalizme alan açıyor
AKP yargısının butlan kararıyla başlayan süreç, siyaseti tamamen halksızlaştırmaya yönelik hamlelerle devam ediyor. Karşı-devrim iktidarının CHP’ye kayyum atadığı Kılıçdaroğlu, halkı tamamen yok sayıp iktidarın memuru haline gelerek CHP’nin başında kalmaya çalıştığını saklamıyor. Butlan kararından bu yana “devlet aklının planı” doğrultusunda görev aldıklarını beyan eden, Yeni Osmanlıcılıktan halk hareketlerinin kriminalize edilmesine önemli konularda AKP’nin resmi söylemini doğrudan taklit eden Kılıçdaroğlu ekibi, partinin tasfiyesiyle eşdeğer adımlar da atıyor. Her düzeyde parti kurul ve kurallarını baypas ederken istifa gibi tek taraflı işlemlerde dahi mahkemeye işaret edilmesi, parti işleyişini fiilen mahkemeye ve dolayısıyla AKP iktidarına bağlı hale getirerek halkın siyasal alandan tamamen tasfiyesi yolunda bir tür “pilot uygulama” işlevi görmektedir. Bütünüyle gayrimeşru olan bu sürecin dayanağı, AKP’nin de “meşruiyet” kaynağı saydığı ABD emperyalizminin onayıdır.
Halkı hedef alan söz konusu süreç, ülkemizi emperyalist merkezlerdeki farklı güç odakları arasındaki rekabetin sahası haline getirerek bağımsızlığımızı da aşındırmaktadır. AB içinde AKP’ye mesafeli odakların girişimiyle Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raporu taslağında hak ihlallerindeki sorumluluğu nedeniyle Akın Gürlek’e yaptırım önerilmesi, bunun yansımalarından biri olarak görülmelidir. AP’ye “egemenlik hakkı” tepkisi veren AKP iktidarı, emperyalizmin Trump tarafından temsil edilen kanadının hizmetkarıdır ve ne Trump’a ne de bölgemize vali atadığı Tom Barrack’a herhangi bir konuda ses çıkarabilmektedir. Emperyalizmin şu ya da bu kanadıyla yapılacak pazarlıktan halk yararına herhangi bir sonuç elde edilmesi mümkün değildir. Bu halk karşı-devrime teslim olmaz, emperyalizmin ve gericiliğin şu ya da bu kanadına pabuç bırakmaz.
Dünya Kupası: Emperyalist Gövde Gösterisi
2026 Dünya Kupası, ABD, Kanada ve Meksika’nın ev sahipliğinde geçtiğimiz hafta başladı. Bu turnuvanın en çarpıcı yanlarından biri de, şüphesiz ev sahipliğini dünyanın en pervasız emperyalist gücü ABD’nin yapıyor olması. ABD bu turnuvayı, hem FIFA’yla el ele yürüttüğü bir kâr kapısı hem de emperyalist bir güç gösterisi olarak kullanıyor.
2026 Dünya Kupası; ABD’nin Venezuela devlet başkanını kaçırdığı, İsrail’le birlikte İran’a savaş açtığı ve Küba’ya yönelik ablukayı soykırım boyutuna taşıdığı bir dönemde oynanıyor. Dünyaya bu denli pervasızca saldıran bir ülkenin tüm dünya halklarının “futbol bayramına” ev sahipliği yapmasındaki çelişki ise sorgulanmıyor. Üstelik ABD yönetimi, turnuvayı bir emperyalist gövde gösterisine dönüştürmüş durumda.
Dünya Kupası’nda görev alacak ilk Somalili hakem olması beklenen Omar Artan, ülkeye sokulmayarak turnuvadan men edildi. Benzer şekilde İran milli takımı da bu baskıdan nasibini aldı. FIFA’nın normalde her takıma ayırdığı taraftar kontenjanı, ABD’nin isteğiyle İran’a uygulanmadı. İranlı yetkililerin bir kısmına vize verilmedi ve grup maçlarını ABD’de oynayacak olmasına rağmen İran milli takımı, kampını ABD yerine Meksika’ya taşımak zorunda kaldı.
Elbette turnuvadan yalnızca emperyalistler kendine paye çıkarmıyor. Türkiye’deki karşı-devrimci AKP iktidarı da, tam da emperyalist hamilerinden öğrendiği gibi, bunu bir propaganda aracına dönüştürme derdinde. Turnuvanın başlamasına saatler kala Milli Takım’ın resmi hesabından, üzerinde “Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla AK Parti tarafından hazırlandığı” açıkça yazan bir marş paylaşıldı. Nasıl ki ABD bütün bir turnuvayı kendi gücünün gösterisine çeviriyorsa, AKP de bu ülkeye ait ne varsa kendi malı ilan etmekten çekinmiyor; resmi milli takım hesabını bile kendi propagandasının aracına dönüştürüyor.
Futbol nasıl ki dünya halklarının yaşamının bir parçasıysa, onu emperyalizmin sahnesine dönüştürenlere karşı mücadele de o yaşamın ayrılmaz bir parçası olmak zorundadır.

