Kararlar ➜
Kararlar
ABD’nin bölgesel hedefleriyle tam uyum içinde hareket eden AKP, bu uyumu Yeni Osmanlıcı proje için fırsata dönüştürmeye çalışmaktadır. Karşı-devrimci iktidar, sayısını arttırdığı ortaklarıyla işbirliği halinde ABD planlarına hizmete devam etmektedir. Bunun önündeki en büyük engel ise yurttaşlığının bilincinde olan ve Yeni Osmanlıcılığı kabul etmeyen halktır.
Halkı siyasal alanın tamamen dışına itme girişimi bu gerekçelerle de hız kazanmıştır.
AKP-MHP-DEM üçlüsü bölgesel yayılmacılıkta ortaklaşmakta, Osmanlı referansları ve yer yer “ümmet ittifakı” benzeri yakıştırmalarla halksız bir plan işletmektedir. Muhalefetin büyük bir kısmı ise bu yol haritasının dışarıdan destekçisi haline getirilmiştir.
Yıllardır iktidarı ve muhalefetiyle tüm düzen siyaseti tek adres olarak sandığı ve seçimi göstermiş, bu şekilde halkı edilgenleştirerek yurttaşlıktan tebaalaşmaya giden yolu döşemiştir. Halkın siyasetin dışına itilmesini ifade eden bu yol, en nihayetinde iktidara seçimleri ve seçmen iradesini de yok sayma imkanı vermiştir.
Devrimcilerin önündeki en önemli görev halkın müdahale hakkını, halkın etki ve kuvvetini tekrar ortaya koymaktır. Değişim, ancak siyaset doğrudan halk tarafından yapıldığında gerçekleşecektir.
Bu anlamda yurttaşı tebaalaştırma girişiminin karşısında bir halk örgütlenmesine ihtiyaç vardır. Halkı köleleştiren bu saldırıya karşı güçlü bir mevzi kurulması gerekmektedir.
Devrim Partisi Cumhuriyet’i Yeni Osmanlı’ya, yurttaşı tebaaya dönüştürmek isteyen bu geniş ittifakın karşısında “Köle değil, Halkız” diyerek bir siyasi çalışma başlatacaktır.
İktidarın halkı köleleştiren tüm hamleleri karşısında halkla birlikte mücadele edilecek; tarikatlara, çetelere, sermayeye karşı halkın yan yana gelmesi sağlanacaktır.
“Köle değil, Halkız” diyenler 29 Ekim 2026’da ülkenin birçok noktasında meydanlarda buluşturulacak, bu gidişatın önüne kuvvetli bir set çekilecektir.
Düzenin büyük bir yoksulluk, geleceksizlik ve baskı dışında halka sunacağı hiçbir şeyin kalmadığı bir dönemdeyiz. Emeklisinden öğrencisine, emekçisinden işsizine kadar halk düzenden umudunu kesmiş durumdadır. Halkın siyasete müdahale kanalları ise kapatılmakta ve siyaset merkezlerde belirlenmektedir.
Halkın siyasal bir güç haline gelmesi, ancak sosyalistlerin düzen dışı bu büyük alana müdahalesi ve öncülüğüyle gerçekleşebilir.
Önceki seçimlerde de yapılması gereken Sosyalist Cumhurbaşkanı adaylığı çalışması, bu seçimde daha yakıcı hale gelmiştir. Sosyalizm iddiasını taşıyanlar, halkın gerçek talep ve beklentilerine sırtını dönmemeli, bunları siyasal alanda temsil etme sorumluluğunu üstlenmelidir. Sosyalistler, düzenin emperyalist, gerici ve piyasacı aktörlerinin karşısına kendi çözüm önerileriyle çıkmalı ve adaylık çalışmalarına şimdiden başlamalıdır.
Türkiye’nin varlık-yokluk sorunu yaşadığı bu dönemde halkın önüne devrimci bir çıkış koymak kaçınılmaz bir görevdir.
Devrim Partisi bugünden itibaren Sosyalist Cumhurbaşkanı adaylığı çalışmalarına başlayacaktır. Bu konuda tüm dost parti ve kurumlarla bu sorumluluğun bilinciyle görüşmeler gerçekleştirecektir. Düzenden umudunu kesmiş ve arayışta olan halkımızın birbirinin aynısı programlara sahip partilere mahkum edilmesine izin verilmeyecek, ülkemizin geleceği çıkar ağları için birbirini satanların çiftliğine dönmüş düzen partilerine teslim edilmeyecektir.
