İçeriğe geç

Egemenlik Halkındır Geri Alacağız

Meclis 106 yıl önce bugün kuruldu. Ateşi ve ihaneti gördüğümüz günlerde Ankara’da toplanan Meclis, devrimci bir iradenin cisimleştiği yapı oldu.

Devrimciydi çünkü bağımsızlıkçıydı. Ülke dört yandan bilfiil işgal edilmiş, emperyalistlerin dayatmalarıyla ordu terhis edilmiş, padişah ve avaneleri İngiliz güçlerine teslim olmuşken “Geldikleri gibi giderler” demeye cüret edenlerce kuruldu. Nihayetinde işgali sonlandırarak zaferle sonuçlanacak mücadelenin siyasi karargahı oldu.

Devrimciydi çünkü halkçıydı. Kurulduğu esnada ülkemizde 50 yıla yakın geçmişi olan ve kanla kazanılıp kanla savunulan parlamento ve anayasa mevzisini bir kez daha ayağa kaldırdı, bu kez padişahı sınırlamanın da ötesinde padişaha alternatif bir iktidar odağı olarak ortaya çıktı. İkili iktidar durumu yaratarak başlayan tarihini padişahın çürümüş iktidarını tamamen tasfiye ederek taçlandırdı, egemenliği halka verdi.

23 Nisan, bu nedenle ulusal egemenliğin bayramı oldu: Manda ve himayeyi, işgalin her türlüsünü reddederek kendi topraklarında egemen olma iradesinin yola çıktığı gün olduğu için.

Karşı-devrimcilerin Türkiye’yi getirdiği noktada ulusal egemenliğin kırıntısından bile söz etmek mümkün değil. Ekonomi yabancı finans tekellerine bağımlı hale gelmiş, ekonomi yönetiminin başına bu tekellerin temsilcisi İngiliz Mehmet oturtulmuş, madenlerimiz ve doğamız sermayeye peşkeş çekilmiş, Cumhuriyet’in kurduğu kamu fabrikaları yağmalanmış.

Ülkemizdeki askeri üslere ABD ve onun paravanı NATO yerleşmiş, ülkemiz emperyalistlerin çıkarları için komşu ülkelere yapılan operasyonların parçası haline getirilmiş. 100 yıl önce “Ya istiklal, ya ölüm” denilerek kurulan ülke istiklalini yitirmiş, “Geldikleri gibi giderler” denilerek memleketten kovulan işgalciler tekrar buyur edilip tepemize çıkarılmış.

Ülkesi üzerindeki egemenliğini yitiren halk aynı ufka bakma yeteneğini de yitirmiş, çocuklarını ve gençlerini Amerikanlaşmaya, çeteleşmeye, cemaatleşmeye ve bunların beslediği dejenerasyona karşı savunmasız hale getirmiş, çocuklarının canını dahi koruyamaz hale gelmiş.

Bölgemizde emperyalist saldırganlık hızlanırken bölgeyle birlikte ülkemiz de yeniden tasarlanmak isteniyor. Türkiye dahil tüm bölge, Gazze’de insanlık suçu işleyen Siyonistlerin keyfine göre düzenlenmek isteniyor. Suriye’yi cihatçı çetelere teslim eden emperyalist-Siyonist ittifak bugün İran’ın ve onunla dayanışma gösteren direniş güçlerinin üzerine çullanırken ülkemize elçi diye atanan Epstein çetesi elemanı ise sömürge valisi edasıyla sağa sola ahkam kesiyor. Bölgede monarşiler ve diktatörlerle çalışmak istediğini söylüyor. Türkiye, 100 yıl önce yırtıp attığı deli gömleğine tekrar sokulmak isteniyor.

Emperyalistlerin ittifakı, Temmuz ayında ülkemizde bir araya gelecek. Emperyalist savaş örgütü NATO’nun Ankara’da yapılacak 2026 zirvesinde dünya halklarına karşı işleyecekleri yeni suçları planlayacaklar, bu suçlar için ülkemize yeni roller biçmeye kalkacaklar. Karşı-devrim sürecinin yürütücüsü, halk düşmanı AKP iktidarı yeni maceralar uğruna yurdumuzu ateşe atmaya çalışacak.

Yaşayarak öğrenmek zorunda kaldığımız bir gerçeği çocuklara ithaf edilen bir günde hatırlatmak zorundayız: Egemenliğini yitirenler, çocuklarını dahi koruyamaz hale gelirler.

O halde bugün emekçi halkımızın egemenliğini kazanmasının zamanıdır.

Geçtiğimiz yüzyılda, işgal gemileri İstanbul’a demirlediğinde devrimci Mustafa Kemal’in söylediği tarihi sözleri tekrar söylemenin vaktidir:

Geldikleri gibi giderler!

Ulusal egemenliğin ortadan kaldırıldığı, 23 Nisan’ı bayram tadında kutlama olanağının kalmadığı günümüzde yurtseverlere düşen görev bellidir. NATO’ya, ABD’ye ve işbirlikçilerine memleketi dar edecek, işgalcileri ülkemizden ve bölgemizden kovacağız.

Yeni 23 Nisanlar yaratmak, 23 Nisan’ı yeniden kutlanacak bir bayram haline getirmek için.