NATO terörü erken başladı
AKP iktidarı NATO zirvesi hazırlıklarını ev baskınları ve tutuklamalarla başlattı. Ev baskınlarıyla gözaltına alınan yüzlerce yurttaşın pek çoğu için tutuklama ve ev hapsi kararı verilirken hedef alınanlar arasında NATO karşıtı siyasi çevrelerin yanında akademisyenler, gazeteciler, sendikacılar ve TEMA Vakfı gönüllüleri de yer aldı. Emperyalizme taşeronluk hevesindeki iktidar, Türkiye’yi emperyalist merkezler için dikensiz gül bahçesine çevirmeye ve bağımsızlığımızı ayaklar altına alan pazarlıklara karşı yükselecek itirazı zorbalıkla susturmaya çalışıyor.
NATO zirvesine daha haftalar varken başkent Ankara’da sıkıyönetim ilan eden iktidar, ilan ettiği yasak ve kısıtlamaları teknik bir güvenlik düzenlemesi olarak değil siyasal alanı terörize etmek, Türkiye’nin belki en önemli siyasi gündemi olması gereken konuları “siyaset üstü” bir zemine sıkıştırmak istiyor. NATO zirvesi boyunca meclis çalışmalarının durdurulması ve yandaş olmayan gazetecilerin NATO’dan akreditasyon alamaması da Ankara’da tutuklamalarla başlayan sıkıyönetim uygulamalarıyla birlikte düşünülmelidir. AKP, iktidarın doğrudan ve bütünüyle kontrolü altında olmayan tüm mecralarda NATO gündemlerinin konuşulmasını engellemeye çalışmaktadır. NATO’nun akreditasyon uygulamasıyla AKP’nin sansürcülüğüne ortak olması, emperyalist kurumların Türkiye’deki temel hak ve özgürlüklerle ilgilenmek bir yana, siyasal alanın halktan tamamen arındırılmasına yönelik operasyonlarda suç ortağı olduğunu ortaya koymaktadır.
Emperyalist savaş örgütü NATO’yla mücadele suç değil görevdir. Yurtseverler bu durum ve koşullar içinde dahi “Geldikleri gibi giderler” iradesini yükseltecek, memleketi emperyalistlere ve işbirlikçilerine dar edecektir.
Düzen siyaseti bildiğiniz gibi
Geçtiğimiz hafta İstanbul milletvekili Nimet Özdemir, üç yılda üçüncü partisine katıldı. 2023 seçimlerinde İYİP’ten seçilip meclise giren Özdemir, 2024’te CHP’ye geçti. Bu hafta ise Erdoğan’ın rozetini taktığı bir törenle birlikte AKP’ye katıldı. Özdemir, AKP’ye geçerken sarf ettiği “Aynı Nimet’im, değişen bir şey yok” sözleriyle, aslında farkında olmadan düzen siyaseti hakkındaki en doğru tespiti de yapmış oldu. Yakaya takılan rozet değişirken bir düzen siyasetçisi olarak kendisi, hesabı ve çıkar arayışı hep aynı kaldı. Üstelik Özdemir tek örnek de değil. 2023 genel seçiminden bu yana “muhalefet” listelerinden seçilen 16 milletvekili AKP’ye geçti. Yine geçtiğimiz hafta İYİP ve CHP’den belediye başkanları AKP’ye katıldı. 2024 yerel seçimlerinden bu yana partisinden istifa edip AKP’ye geçen belediye başkanı sayısı 79’a ulaştı.
Bu transfer trafiği, düzen siyasetinin emekçi halkın değil sermayenin ve iktidar olanaklarının etrafında döndüğünü bir kez daha gösteriyor. Düzen siyasetçilerinin kılavuzu halkın çıkarları, siyasal ilkeler ya da ideolojiler değil, kişisel çıkarlar. Nitekim tüm transferlere ihale pazarlıkları ve yolsuzluk soruşturmaları üzerinden şantajlar eşlik ediyor.
Karşı-devrimci AKP iktidarı, yargıyı bir sopa gibi kullanarak düzen muhalefetini hem korkutuyor hem de teslim alıyor. Düzen siyasetçileri de koltukları ve çıkarları riske girecek olunca bütün “değerlerini” bir çırpıda terk ediyor. Emekçi halkın bu kısır döngüden kurtuluşu, kendi çıkarları etrafında siyasal mücadeleye katılmasından geçiyor.

