İçeriğe geç

Umudu Örgütleyeceğiz

Halkın kaybedecek zamanı yok

AKP’nin “mutlak butlan” kararının en önemli sonuçlarından biri, iktidarın siyasetin gündemini “ana muhalefet içi mücadele” görünümüne sıkıştırma çabası oldu. Oysa saldırının doğrudan muhatabı CHP olsa da asıl amacın seçme ve seçilme hakkını ortadan kaldırmak olduğu başından beri ortada.

AKP eliyle kurulan karşıdevrimci düzen, yeni bir saldırıyla kendi iç yapısını sağlamlaştırmaya ve buna uygun bir muhalefet tasarlamaya çalışıyor. İktidara talip olmayı aklından bile geçiremeyen bir muhalefetin inşası, fiilen seçme ve seçilme hakkının ortadan kaldırılmasına karşılık geliyor.

Emekçi halkı kuşatan yoksulluk ve gericilik sarmalı da bölgemizin içinde bulunduğu emperyalist saldırganlık konjonktürü de geniş halk kitlelerinde giderek daha fazla öfke biriktiriyor.

Seçme ve seçilme hakkının fiilen ortadan kaldırılması anlamına gelen siyasal alanı yeniden şekillendirme girişimleri, halkın biriken öfkesinin kaçınılmaz sonuçlarını geciktirmeyi hedefliyor.

Başarısızlığa mahkûmlar. Butlan kararları da sonrasında düzen siyaseti sınırları içine sıkıştırılmaya çalışılan kurultay zamanlaması, “baba ocağına sahip çıkma” ya da “arınma” temalı tartışmalar da geniş halk kesimleri için vakit kaybı dışında bir anlam ifade etmiyor.

Ülkemizin sorunlarının, halkın kendi talepleri etrafında örgütlenmesi ve kendi geleceğine sahip çıkması dışında bir çözümü yok.

Emekçi halkın geniş kesimlerinin AKP’den kurtulma umudunu şu an için düzen muhalefetinde görmesi, ne düzen muhalefetinin bu umuda yanıt üreteceğini güvence altına alıyor ne de bu umudun hep böyle devam edeceği anlamına geliyor.

Devrimcilere düşen, halkın öfkesini bir seçeneğe dönüştürmek ve boş umutlarla zaman kaybedilmesini önlemektir.

Öğretmenler hakları için açlık grevinde

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası tarafından 14 Haziran’da Ankara’da başlatılan açlık grevi bir haftayı geride bıraktı. Öğretmenlerin haklı taleplerine iktidarın yanıtı polis saldırganlığı oldu.

Öğretmenler, Millî Eğitim Komisyonu’nun bir an önce toplanmasını ve bakanlık tarafından kendilerine verilen sözlerin yerine getirilmesini talep ediyor.

Taban maaş, mülakat mağduriyetlerinin giderilmesi ve öğretmenlerin özlük haklarının iyileştirilmesi taleplerini yükselten öğretmenlerin haklı mücadelesinin yanındayız.

Ülkenin gelecek nesillerini yetiştirme sorumluluğunu üstlenen öğretmenlerin insanca yaşam mücadelesi, yalnızca onları değil, tüm yurttaşlarımızı ilgilendiriyor. Yurttaşlarımızı geleceğimize ve emeğimize sahip çıkmaya, öğretmenlerin mücadelesiyle dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz.

İstismarcı Gümüşel serbest, tarikatçılar teşekkür kuyruğunda

İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in 6 yaşındaki kızı H.K.G.’yi aynı cemaatin müridi 29 yaşındaki Kadir İstekli ile “evlendirmesi” sonucu yıllar boyunca yaşanan çocuk istismarı, H.K.G’nin şikayeti üzerine ortaya çıkmıştı.

H.K.G 14 yaşında doktora götürüldüğünde doktorun istismarı fark etmesi üzerine yapılan kemik yaşı tespitine tarikatçılar tarafından 22 yaşında başka bir kadın sokularak suçun ortaya çıkması engellenmişti.

İstismara ilişkin görülen davada 17 Haziran’da Yusuf Ziya Gümüşel, “sağlık nedeniyle” adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.

İsmailağa Cemaati’ne ait sosyal medya hesabından karar pişkince “şükürler olsun” denilerek paylaşıldı, açıklamada “emeği geçen yetkililere” teşekkür edildi. Cezaevi çıkışında tarikatçılar gövde gösterisi yaptı, tahliye için çok çaba harcadık diyen Cübbeli Ahmet, Yusuf Ziya Gümüşel’i ziyaret koştu.

İstinafta cezası az bulunarak yeniden 18 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilen Yusuf Ziya Gümüşel’in yargılama devam ederken tahliye edilmesi kabul edilemez. Kadınların ve çocukların hayatlarını hiçe sayıp dibine kadar suça batmış tarikatçıları sevindiren bu hukuksuz kararla AKP yargısı istismarcılar ve tarikatçıları bir kez daha ödüllendirdi. H.K.G’nin kemik yaşının büyütülmesine ilişkin kamu görevlilerinin yargılandığı ve halen devam eden davada tutuklu tek sanık da tahliye edilmişti.

Yusuf Ziya Gümüşel ve hiçbir istismar failinin yaptıklarının cezasız kalmaması için tarikatlar kapatılmalıdır. Tarikat suçlarını aklayan tüm kamu görevlileri ve AKP İktidarı yargılanmalıdır. H.K.G’nin ve hayatı karartılan tüm kadınların, çocukların, gençlerin hesabını sorana dek tarikat düzeniyle mücadele edilmelidir.

İran masaya güçlü oturdu

İran ve ABD arasında Versay’da imzalanan ateşkes anlaşması ve devamında başlayan müzakereler, ABD-İsrail saldırganlığının yenilebileceğinin somut olarak görüldüğü kritik bir eşiği temsil ediyor. ABD “yeniden inşa ve ekonomik kalkınma için plan” denilerek yumuşatılarak da olsa 300 milyar dolar savaş tazminatı ödemeyi ve ekonomik yaptırımları kaldırmayı kabul etmiş, İran ve müttefiklerinin meşruiyetini tanımak zorunda kalmıştır. İran’a ve bölge ülkelerine yönelik emperyalist saldırganlığın tekrarlanmayacağının ya da bugün masada verdikleri tavizleri gelecekte başka provokasyon ve tuzaklarla geri almaya kalkışmayacaklarının garantisi elbette yok. Bu koşullar altında emperyalist saldırganlığı sınırlandırmaya ve direnişin sürdürülebilirliğini artırmaya yönelik tüm kazanımlar, tüm Ortadoğu halkları adına kazanımdır.

Ateşkes ve müzakere çerçevesinde ortaya çıkan bir diğer durum ise ABD ve İsrail arasındaki açının büyümesi ve İsrail’in kontrolsüzlüğüdür. Bu kontrolsüzlük nedeniyle Lübnan’da ateşkes kırılgan hale gelmekte, Lübnan’da halka ve direniş güçlerine yönelik saldırganlığın durması temin edilememektedir. Lübnan halkı adına risk oluşturan bu durum, emperyalist merkezler adına ise Siyonist projenin maliyetinin yükseldiğini ortaya koymaktadır. Bağımsızlığın yolu her koşulda emperyalizme direnmekten, emperyalist merkezlerde yapılan hesapları bozmaktan geçmektedir.