İçeriğe geç

Yalnızca Halka Güvenebiliriz

Bu düğümü halkımız çözer

Karşı-devrim süreci tüm hızıyla ilerlerken bugüne kadar bileğini bükemediği, karanlığa razı edemediği tek kuvvet halk oldu. AKP iktidarı devletin tüm kademelerine çökerken de, eğitim sisteminin içini boşaltırken de en güçlü tepki hep halktan geldi. AKP, her saldırısında hep halka karşı duyduğu korkuyu gördü, ne zaman geri adım attıysa halkın gücü karşısında çaresiz kaldığı için attı.

Müzakereler, pazarlıklar, düzen siyasetinin ayak oyunları… Hiçbiri, AKP’ye karşı halkın kendi mücadelesi kadar etkili olamadı. 13 yıl önce Gezi Parkı talan edilip gericiliğin sembolü Topçu Kışlası Taksim’in göbeğine yerleştirilmeye çalışıldığında dur diyen yine halk oldu.

Halkın geriye çekildiği, kendisi dışındaki kuvvetlere güvenerek beklemeye geçtiği her dönemde ise kaşı-devrim yol aldı. Dışarıdan kurtarıcı beklendiği her uğrak hayal kırıklığı ile sonuçlandı. İş sınıra dayandığındaysa yine halk kendi gücü ile karşı-devrime haddini bildirdi.

O yüzden karşı-devrim yurttaşlık haklarımızı bir bir elimizden almaya çalışıyor. Bu yüzden seçme-seçilme hakkı dahil halkın siyasete katılım kanalları tamamiyle ortadan kaldırılmak isteniyor.

Bugüne kadar başaramadıklarını bugünden sonra da başaramayacaklar. Halkı siyasal alanın dışına itme arayışı karşı-devrim iktidarının sonu olacak. Halkımız bu düğümü kendi gücüyle, kendi elleriyle çözecek.

Kılıçdaroğlu FETÖ kartını açtı

AKP yargısının CHP’ye kayyum olarak atadığı Kılıçdaroğlu, karşı-devrim iktidarının halkı siyasetten tamamen tasfiye etme operasyonuna hizmet etmeyi sürdürüyor. Hukuksuz şekilde genel başkanlığa atandığından beri AKP’ye toz kondurmayıp sadece kendi partisine ve partideki rakiplerine düşmanlık etmeyi tercih eden Kılıçdaroğlu ve ekibi, bu operasyonu AKP iktidarıyla eşgüdüm ve aleni işbirliği içinde yaptıklarını gizleme gereği de duymuyor. Kılıçdaroğlu’nun ekibinde bulunan birden fazla isim, “mutlak butlan” darbesinin bir yargı sürecinden ibaret olmadığını açıkça kabul ederken iktidarın kural tanımazlığını “devlet aklı” kılıfına sokarak meşrulaştırmaya çalışıyor. Bizzat kendisi Fethullahçı çetenin ahlaksız bir operasyonuyla genel başkan olan, 15 Temmuz öncesi süreçte Fethullahçı çeteyle alenen ittifak yapmakta beis görmeyen ve bu çete ile temas kurmakta isteksiz olan birden fazla milletvekilinin üstünü çizdiği ifşa olan Kılıçdaroğlu da polis zoruyla girdiği genel merkezde yaptığı konuşmada “FETÖ” kartını açarak partideki rakiplerine yönelik daha geniş kapsamlı bir yargı operasyonunda rol kapmak istediğini ilan ediyor.

“Mutlak butlan” darbesi, halktan onay alma kapasitesi iyice azalan AKP’nin iktidarda kalabilmek adına halkı siyasal alandan tasfiye etme operasyonudur ve bu sürece katılan tüm unsurlar AKP’nin piyonlarıdır. Kılıçdaroğlu, kayyum olarak atandığı CHP’de kurultay sürecinin önünü tıkamasına ek olarak azınlıkta olduğu TBMM grubu ve parti meclisinin de toplanmalarını engellemeye çalışarak ana muhalefet partisini fiilen kapatmaya çalışmakta; karşı-devrim iktidarının siyasal alanı halktan, gerçek anlamda partilerden ve seçme-seçilme hakkından “arındırma” hayallerine uygun davranmaktadır. Operasyonun hedefi halktır, menşei ise ülkemiz dahil tüm Ortadoğu’ya monarşileri ve diktatörlükleri layık gören ABD’dir. Halk kendi kaderini ele alarak bu kirli saldırıyı püskürtecek, memleketi ABD’den ve AKP iktidarı başta olmak üzere ABD uşaklarından kurtaracaktır.

Maden işçisi hakkını söke söke alacak

Doruk Madencilik işçileri, 12 Nisan günü eylemlere başlamıştı. Aylardır ödenmeyen ücret, fazla mesai ve tazminat alacakları için direnişe geçen Maden işçileri, önce Eskişehir’den Ankara’ya yürüyüp, daha sonra ise Ankara’da açlık grevine gitti. Madencilerin bu direnişi, 28 Nisan’da tüm taleplerinin kabul edildiği ve ödemelerin 15 Mayıs’a kadar yapılacağı taahhüdüyle sona erdi. Ayrıca bu sürece İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlıkları başta olmak üzere çok sayıda bakanlık ve devlet görevlisi de ‘garantör’ sıfatıyla dâhil oldu.

Ne var ki taahhüt edilen süre dolduğu hâlde, AKP’nin kamu kaynaklarını peşkeş çekerek palazlandırdığı yandaş sermaye gruplarından Yıldızlar SSS Holding sözünü tutmadı. Elbette patronun sözünü tutmaması da iktidarın onun yanında saf tutması da şaşırtıcı değil. Bu nedenle madenciler, 1 Haziran’da yeniden Ankara’ya geliyor.

Yeniden direniş kararı alan maden işçilerinin haklı mücadelesinin yanındayız. Madencilerin kararlılığının tüm emekçi halka nasıl umut ve cesaret aşıladığını daha önce gördük. Şimdi bir kez daha, bizden çalınan umudu geri kazanmanın zamanıdır. Tüm halkı direniş alanında madencinin yanında durmaya, bu haklı mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.