İçeriğe geç

NATOcular Yenilecek Türkiye Bağımsız Olacak

İsrail ve NATO beslemelerinden ODTÜ’de provokasyon

ODTÜ şenliğinin ilk günü olan ve Devrim Yürüyüşü’nün gerçekleştiği 6 Mayıs günü ODTÜ’de bir provokasyon gerçekleştirildi. Aynı zamanda Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edildikleri gün olan 6 Mayıs, bağımsızlık ve gençlik mücadelesi için de önemli bir gün.

Şenlik içeriği bahane edilerek günler öncesinden örgütlenmeye başlanan provokasyon, gençlik mücadelesinin devrimci ve bağımsızlıkçı karakterini hedef alıyor. Devrim hedefi ve devrimci mücadele marjinal olarak gösterilmeye, devrimciler bağımsızlık arayışından uzaklaştırılmaya çalışılıyor. NATOcular ve İsrail yanlısı gruplar tarafından gerçekleştirilen bu tarz provokasyonlara en iyi yanıt ise emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesine odaklanmaktan geçiyor.

7-8 Temmuz’da Türkiye’de gerçekleşecek olan NATO zirvesi öncesinde efendilerine hünerlerini sergileyerek devlet içinde alanlarını genişletmek ve uluslararası sermaye grupları nezdinde güvenilirliklerini göstermek isteyen bu asalak grupların manipülasyonları mutlaka boşa çıkarılacaktır. Mandacılık 100 yıl sonra bir kez daha yenilecek, bağımsızlık mücadelesi zafere ulaşacaktır.

AKP Afyon belediyesini de “ele geçiriyor”

AKP’nin CHP’den belediye başkanı transferleri devam ediyor. Afyon Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın kimi CHP Afyon il-ilçe yöneticileri ve belediye meclisi üyeleriyle de birlikte AKP’ye transfer olacağı netleşirken eş zamanlı olarak birden fazla belediye başkanının ve yakınlarının da itirafçı oldukları ortaya çıktı. Bu ilkesiz transferlerle ilgili olarak öncelikle AKP’nin iktidar olanaklarını tehdit ve şantaj için kullanarak seçimle alamadığı belediyelere el koyduğunu tespit etmek gerekiyor. Karşı-devrim iktidarının CHP’li belediyelere dönük kuşatmasının zorbalığa dayandığı ve gayrimeşru olduğu açık. Ancak buna ek olarak CHP ve düzen siyasetinin bütünü hakkında da söylenebilecekler var.

Tehdit ya da başka vaatlerle belediye transferinin kanıksanması, düzen siyasetinin toplumun gündemleriyle bağını yitirdiğini ortaya koyuyor. Halkın önüne her seferinde hayat-memat meselesi ve AKP’yle mücadelenin tek yolu olarak konulan seçimlerle kazanılan mevzilerin bu kadar rahat el değiştirmesi, buralarda suyun başını tutan kadroların önceliğinin de seçim zamanı oy istedikleri yurttaşın derdi değil kendi kişisel ikballeri olduğunu gösteriyor. Belediyelerin yolsuzluk merkezi olması, tehditlerden korkacak açığı olan ya da haksız suçlamalar karşısında dik duracak omurgası ve siyasi netliği olmayan figürlerin ana muhalefet partisinde etkin konumlarda olması artık kimseyi şaşırtmıyor. Siyasetin düzlemi böyle kurulduğu için AKP de iktidarını uzatmak için seçimle alamadığı belediyeleri zorbalıkla alarak buralarda dönen ranta el koymaktan ve tehditle belediye alarak yapacağı güç gösterisinden medet umuyor. Halkın AKP’den kurtuluşunun yolu bu kirli ve çürük düzlemde AKP’yle aşık atmaktan değil bu düzlemin kendisini reddederek eşitlik, özgürlük, laiklik ve bağımsızlık hedefiyle verilen siyasi mücadeleyi güçlendirmekten geçiyor.

Emperyalizm belirsizlikten medet umuyor

ABD-İsrail ikilisinin İran’a emperyalist saldırısıyla başlayan savaşta pat durumu devam ediyor. 7 Nisan’da başlayan ateşkes, iki tarafın da kendi kozlarını masaya sürdüğü bir sinir harbi ve ara ara tırmanan gerilimler eşliğinde sürüyor. Gelinen noktada sıcak çatışmanın kaldığı yerden devam etmesi de savaşın bir safhasını kapatacak bir anlaşma da hala ihtimal dahilinde. Kırılgan bir ateşkesle ara verilen savaşın gidişatındaki belirsizlik, iki ayı aşan savaştan kimi sonuçlar çıkarmaya engel değil.

İran’a emperyalist saldırıdan çıkarılması gereken ilk sonuç, emperyalistlere asla güvenilemeyeceği ve emperyalistlerden alınan güvencelere bel bağlanamayacağıdır. İran, nükleer programıyla ilgili müzakere masasındayken ve yapıcı önerilerle anlaşma zemini aramaktayken vuruldu. ABD’nin sözde himayesindeki Körfez iktidarları İsrail çıkarları için girilen bir savaşa ortak oldukları için hedef alınırken ABD bu ülkeler için kılını kıpırdatmadı. Savaşın ikinci önemli sonucu ise, kesin sonucun ne olacağını öngörmek mümkün olmamakla birlikte, gerçek bir direnç gösterildiği ve kararlı olunduğu takdirde ABD’yi yenmenin mümkün olduğu. Aradaki ekonomik ve askeri güç asimetrisiyle sonucu lehine çevirmesi hala mümkün olsa da İran’a karşı başlattığı saldırıda ABD’nin darbe aldığı, caydırıcılığının sarsıldığı ve İran’a karşı alacağı sonuçtan bağımsız olarak Rusya ve Çin gibi diğer rakipleri karşısında başına iş açacak zaaflarının açığa çıktığı görülüyor. İran’ın haklı direnişinin de gösterdiği gibi ABD emperyalizmi yenilebilir, ABD ülkemizden ve bölgemizden kovulabilir. Türkiye bir kez daha “Geldikleri gibi giderler” diyen devrimci bir iradeyle ayağa kalkarak bağımsızlığını kazanacak, ABD ve NATO’yu kendi topraklarından kovacaktır.