İçeriğe geç

Enerji Sektörü Kamulaştırılmalıdır

Halka çıkan ek faturanın bahanesi savaş

4 Nisan itibarıyla konutlarda kullanılan elektrik ve doğalgaza yüzde 25 zam yapıldı. Bu zamlarla birlikte doğalgazda son bir yıl içindeki artış yüzde 50’nin üstüne çıkmış oldu. Bu oran, TÜİK’in yıllık açıkladığı yüzde 30 enflasyon oranının çok çok üstünde kalırken gerekçe olarak ise artan enerji maliyetleri gösterilerek ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları kast ediliyor. Emperyalist saldırıların halkın enerji ihtiyacına yönelik olumsuz etkileri gerçek olsa da henüz bu denli bir zamma neden olacak bir sonuç yaratmış değil.

Halkın enerji için harcadığı masrafların artmasına neden olan asıl sorun özelleştirmeler ve bunların sonucunda büyük tekellerin doyurulmasına dair ortaya çıkan ihtiyaç. Elektrik Mühendisleri Odası’nın açıklamasına göre Nisan ayının elektrik faturalarının yalnızca yüzde 15’i elektrik maliyetinden oluşacak. Yüzde 75’i ise doğrudan enerji dağıtım bedeli olarak şirketlerin cebine girecek. Yine aynı hesaplamalara göre, son 5 yılda, enerji bedelinde gerçekleşen artış yüzde 25’in altında kalırken, dağıtım bedeline gelen zam tam tamına yüzde 880.

Halkın enerjiye erişim hakkını sağlayabilmek için emperyalist savaşlara karşı çıkmanın yanı sıra enerjideki özelleştirmeyi de tersine çevirmek zorundayız. Türkiye’nin enerji altyapısı tümüyle devlet tekeline alınmalı ve enerji üretimi halkın ihtiyaçları merkeze alınarak gerçekleştirilmelidir.

ABD İran’da Yalpalıyor

İran’ı teslim alma hedefiyle başlatılan emperyalist saldırı, işgalcilerin hayallerine zıt sonuçlar veriyor. İran halkı haydutlara karşı direnişle kenetlenirken ABD ise bir yandan emperyalist ittifak içindeki çatlaklarla diğer yandan da ülke içinde yükselen itirazlarla boğuşuyor. İspanya’dan sonra Fransa’nın da  İran’la uzlaşarak gemisini Hürmüz’den geçirmeyi tercih etmesi, deniz yoluyla petrol ticaretinin yüzde 20’sinden fazlasının geçtiği bu boğazda İran hakimiyetinin kanıksandığını ve ABD’nin bizzat Batılı müttefikleri ile arasındaki çatlakların büyüdüğünü gösteriyor. ABD içinde ise Trump’a karşı yapılan “Krallara hayır” protestolarında binlerce noktada büyük kalabalıklar bir araya gelirken Genelkurmay Başkanı ve yüksek rütbeli iki generalin görevden alınması, Amerikan halkında yaygınlaşan hoşnutsuzluğun bizzat güvenlik bürokrasisine de sıçradığını ortaya koyuyor.

İran’ın direncinin tetiklediği dinamikler, bölgemizde emperyalizmin yenilebileceğini ve haklı bir direnişin neleri başarabileceğini de ortaya koyuyor. Farklı ülkelerdeki müttefiklerinin gösterdiği dayanışmaya ek olarak emperyalist saldırganlığa aleni destek veren hükümetler kendi halklarının itirazıyla ve ABD işbirlikçiliğinin getirdiği güvenlik sorunlarıyla uğraşıyor. Ortadoğu halkları, emperyalizm ve Siyonizmle iş tutma onursuzluğuna ses çıkarıyor. AKP iktidarı ise gerek ülke topraklarını daha fazla yabancı asker ile NATO silahlarına açarak gerekse aralarında resmi yetkililerin de bulunduğu isimler eliyle halkı İran’a karşı kışkırtmaya çalışarak ABD ve İsrail’in yanında saf tutuyor. Emperyalizm mutlaka yenilecektir. Halkımız, AKP’nin ülkemizi İran’a karşı işlenen suçlara ortak etmesine izin vermeyecektir.

Emperyalizmin savaş aygıtı 77 yaşında

Emperyalist savaş örgütü NATO, 77 yıl önce kuruldu. 91 öncesi Sovyetler Birliği’ni kuşatma hedefi doğrultusunda tasarlanan bu kirli örgüt, sosyalist sistemin yokluğunda geçen son 35 yılda insanlığa karşı suçlarını artırdı. 

Bu kirli örgüte üye olduğu 1952’den bu yana Türkiye de NATO’nun suçlarından nasibini aldı. İşbirlikçi iktidarlar, Türkiye’nin ekonomik ve askeri egemenliğini NATO kanalıyla ABD’ye teslim etti. ABD’ye yaranabilmek için Meclis onayı bile alınmaksızın Kore’ye asker göndererek işgale ülkemizi ortak ettiler. Ülkemiz Amerikan üsleriyle dolduruldu, bu üsler kendi halkımıza, sosyalist sisteme ve komşularımıza karşı işlenen suçlarda kullanıldı. Ordu ve istihbarat başta olmak üzere devlet kurumları ABD tarafından yeniden dizayn edildi, düzen siyaseti bütünüyle ABD’nin güdümüne girdi, Türkiye’nin ABD emperyalizmine mali, teknolojik ve askeri bağımlılığı derinleştirildi. ABD’nin çocukları askeri darbeler ve faili meçhul cinayetlerle ülkemizde sömürü düzeninin bekçiliğini yaptı, ülkemiz  Afganistan’dan Yugoslavya’ya, Ortadoğu’dan Kuzey Afrika’ya dünya halklarına karşı işlenen suçlara ortak edildi.

Emperyalist savaş örgütü NATO’nun 77. kuruluş yıldönümünde tekrar tekrar söylüyoruz: Ülkemizin onuru, bağımsızlığı ve güvenliği NATO’dan ve ABD prangasından kurtulmaya bağlıdır. Türkiye NATO’dan çıkmalı, ülkemizdeki Amerikan üslerine el konularak tüm yabancı askerler derhal sınır dışı edilmelidir.