Sermayenin “Adaleti” İşçinin Cebine Göz Dikiyor!
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sürekli “adil vergi” söylemini ağzından düşürmese de açıklanan bütçe verileri, yükün her yıl artan biçimde emekçilerin sırtına bindirildiğini gösteriyor. Mehmet Şimşek’in ekonomi yönetimine geldiği tarihten itibaren, vergi dengesi açık biçimde emekçilerin aleyhine bozulmuş durumda. Diğer taraftan ücretlerden kesilen vergilerin önemli bir kısmı aslında gitmesi gereken yere, kamu hizmetlerine, değil; sermayenin çıkarı için faiz ödemelerine aktarılıyor.
Bu durum, başından beri emperyalizmin, uluslararası tekellerin ve sermayenin çıkarlarına yönelik bir ekonomi yönetimi uygulayan Şimşek ve ekibinin hedefleri ile uyumlu elbette. Kemer sıkma politikaları ile emekçiler her geçen gün yoksullaştırılırken, emekten sermayeye doğru inanılmaz bir gelir transferi de gerçekleştiriliyor. Bu sürece emekçilerin razı getirilmesinde düzen muhalefetinin, Mehmet Şimşek’in sermaye yanlısı politikalarını olumlayan “rasyonel ekonomi” tartışmalarını da unutmamak gerekiyor. Çözüm ise açık; bu sömürü düzenine karşı tek gerçek “rasyonel politika”, işçi sınıfının örgütlü gücü ve kararlı mücadelesidir.
İlaçlara da zam
Geçtiğimiz hafta Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile birlikte ilaç fiyatlarına 2026 yılının başından itibaren geçerli olmak üzere yüzde 19 zam geldi. Bu durum, sağlık hizmetine halihazırda erişmekte zorlanan yurttaşlarımızın üzerindeki yükü daha da artıracak.
İlaçların birçoğunun bulunamaması ise ayrı bir sorun. İlaç fiyatları Euro üzerinden hesaplanırken, devlet tarafından belirlenen özel bir kur politikası uygulanıyor. Belirlenen kuru yeterince kârlı bulmayan ilaç tekelleri ise piyasaya yetersiz sayıda ilaç sürüyor, ilaçları farklı yollardan ve daha pahalıya satmanın yollarını arıyorlar.
Sorunun kaynağını kurun düşük belirlenmesinde arayanlar ise tekellerin istediği gibi at koşturmasını veri alıyor, halkın ihtiyaç duyduğu ilacı alacak kaynaktan yoksun olmasını ise görmezden geliyorlar. İlaç dahil sağlık alanındaki hiçbir sorun piyasalaşmayı, tekelleşmeyi ve sağlıkta patent sistemini sorgulamadan çözülemez. İlaçlara ait formüller tüm topluma aittir. Belirli şirketlerin tekeline alınamazlar. Sağlık alanı tamamen piyasadan arındırılmalı, ilaç üretme ve bu alanda gelişme için yeterli bir kamu bütçesi ayrılmalı, halkın nitelikli sağlık hizmetine ücretsiz erişimi sağlanmalıdır.
Emperyalistlerin savaş hazırlığı tam gaz
Emperyalist güçler dünya halklarının haklı ve meşru direncini kırmak ve çokuluslu tekellerin karına kar katmak için insanlığı bir kez daha yıkıcı bir savaşa sürüklüyor. ABD emperyalizmi Venezuela’yı gayrimeşru bir abluka altında tutuyor, Atlantik Okyanusu’nda korsanlık yaparak Venezuela petrolü taşıyan gemileri gasp ediyor. Kukla Zelenski eliyle tarumar edilen Ukrayna’da çöküş derinleştikçe AB emperyalizmi Rusya’ya karşı savaş hazırlıklarına hız veriyor. Almanya başta olmak üzere Avrupa hükümetleri silahlanmaya hız verirken dondurulan Rus varlıklarının savaşa devam etmesi karşılığında Ukrayna’da kukla hükümete verilmesi tartışılıyor.
ABD Başkanı Trump’ın barış adamı pozlarının aksine Ortadoğu’da da emperyalist tahrikler şiddetleniyor. Siyonist işgal ve barbarlık kan dökmeye devam ederken ABD-İsrail ikilisi ve işbirlikçileri İran’ı kuşatmaya, bölgede direniş güçlerini taciz etmeye devam ediyor. Suriye’nin düşmesiyle birlikte önemli bir mevzi kazanan emperyalist blok, bölgede direnişi temsil eden güçlere nihai bir darbe indirerek Filistin, Lübnan ve Yemen başta olmak üzere tüm bölgeyi işgal ve katliam politikalarına tam uyumlu hale getirme hayalleri kuruyor.
Dünya emperyalistlerce yıkıma sürüklenirken karşı-devrim iktidarı ise yaklaşan vahşetten pay kapma derdinde. Rusya’ya karşı savaş hazırlıklarına askeri ortaklıklar ve silah satışıyla dahil olmaya çalışan iktidar, Ortadoğu’da ise direnişin tasfiyesi için arabuluculuk etme ve İran’ın kuşatılması planlarında rol alma çabasında. Düzen siyasetinin diğer aktörleri de ya İran karşıtı denkleme komisyon masalarıyla dahil olmaya çalışıyor ya da AKP’yi Batılı dostlarına şikayet etmekten medet umuyor. Sömürü düzeni insanlığı bir kez daha yıkıma sürüklerken tarih devrimcileri göreve çağırıyor.

